KUANTUM MEKANİĞİ

Her şeyin Teorisi-1’e tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Atom altı dünyası yani mikroevren, bizim algıladığımız makroevrenden çok farklıdır. Klasik fiziğin kuralları orada işlemez. İnsan beyninin algıları makroevrende evrimleşmiş olduğundan dolayı mikrovrendeki bazı şeyleri anlamaz. O zaman hazırsanız ‘ her şeyin teorisi ‘ adlı bilimsel gizemimize ikinci yazımızla kaldığımız yerden devam edelim.

Yerçekimi atom altı dünyasını açıklayamayacak kadar zayıftı. Elektromanyetizma ise yetersiz kalıyordu. Tek çare yeni bir bakış açısı kazandıracak bir fizikti.

1920’li yılların başında bilim dünyasında yaşanan ikinci devrim kuantum mekaniğiydi. Birinci devrime ulaşmak için buraya tıklayın. Birtakım radikal bilim insanı atomların daha da küçük parçacıklardan oluştuğunu keşfetti. Çekirdekte proton ve nötron; orbitallerde ise elektron.

Kuantum mekaniği olasılıkların dünyasıdır. Kesin cevaplar alamazsınız. İki kere iki dörtte olabilir, beşte olabilir. Kuantum dünyasında yapabileceğiniz en iyi şey olasılıkları tahmin etmektir.

Hayal edelim. Bir kuantum kafedesiniz. Domates, maydonoz, biber suyu var. Garsondan bu içeceklerden birisini istediğinizde size getireceği üç ihtimal var. Size maydonoz suyu verdiğinde üç ihtimalden biri gerçekleşti. Peki domates ve biber suyu gelme ihtimali sıfırlanmış mı oldu?

Paralel evren

Bazı bilim insanlarına göre, eğer ki birden fazla farklı olasılıklar varsa, o zaman bu olasılıkların hepsi gerçekleşmek zorundadır. Ne demek istiyorsun Dilan Akbulut? Az önceki örnekten devam edecek olursak eğer domates ve biber suyunu da içmek zorundasınız. Hayatınızda illaki bir defa duyduğunuz PARALEL EVREN durumundan bahsediyorum. Paralel evren deyince insanlar bir sürü farklı evrenler var sanıyor.

Ama öyle değil. Tüm durumlar tek bir yerde gerçekleşiyor fakat biz bunu algılarımızın kısıtlılığından dolayı göremiyoruz.

Diğer bir tuhaf durum ise dünya da yapılmış duvarın içinden geçemezsiniz. Ama kuantum dünyasında ki duvarların içinden bir kaç deneme ile geçebilirsiniz.

Eınsteın bu fiziğin saçmalığını şu 3 kelimede anlatıyordu:

Tanrı zar atmaz.

Bu söz üzerine Niels Bohr’un cevabı:

Tanrıya ne yapması gerektiğini söylemeyi kes, Albert.

Bu diyalogları veriyorum çünkü bilimin gelişerek gelme sebebi sürekli sorgulanması. Bu bazen sert atışmalar şeklinde oluyor ama tez ve anti tezle olayı daha da iyi anlıyoruz. Einstein, kuantum fiziği hakkında birçoğumuzun aklına gelebilecek soruları, kuantum fiziğine inanan bilim insanlarına yöneltti.

Doğada bildiğimiz iki temel kuvvete; yani yerçekimi ve elektromanyetizmaya iki yeni kuvvet daha eklendi. Biri, proton ve nötronları süper bir yapıştırıcı ile çekirdekte tutan ‘ Güçlü Çekirdek Kuvveti ‘ . Diğeri ise protonları nötrona dönüştüren ‘ Zayıf Çekirdek Kuvveti ‘.

Bu kuvvetler arasında sizce en zayıfı hangisi olabilir?Cevap evrenin işleyişinde, gezegenlerin hareketinde, özgürce adım atabilmemiz de ve kutsal elmayı düşüren kuvvet: YERÇEKİMİ.

Proton ve nötronları bir arada tutturan kuvvet en fazla ne kadar güçlü olabilir ki, diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Hemen açıklayayım.

1945 yılı takvimler 16 Temmuz’u saatler 05.29’u gösterdiğinde New Mexico’da atom bombası patlatıldı. Sadece 150 cm çapındaydı.Tüm dikkatinizi buraya verin! Tam tamına 20.000 ton TNT gücüne sahipti !

Atom bombasının etkisinden bir kare

TNT; 7000 m/s hızla yanan çok güçlü bir patlayıcıdır.

Atom bombası nasıl mı elde edilmişti ? Proton ve nötronu tutan güçlü çekirdek kuvvetinin parçalanması ile büyük bir patlayıcı gücüne sahip enerji açığa çıkmıştı.

Elektromanyetizma, güçlü ve zayıf çekirdek kuvvetleri atom dünyasında kullanılabiliyordu. Ama yerçekimi yalnız kalmıştı.

Her iki fizik tek başlarına mükemmel işliyordu ama iş birleşmeye gelince bu mümkün gözükmüyordu.

Karl Schwarzschild, 1. Dünya Savaşı sırasında düzgün dağılmış küresel bir yıldızın çok küçük noktaya çökeceğini ve uzayzamanın dokusunu sonsuz eğrilikte bükeceğini teorik olarak kanıtlamıştı. Bu KARA DELİKLERDİ. Kara delikler hakkında yazdığımız detaylı yazılara buradan ulaşabilirsiniz.

Karl schwarzschıld(umarım doğru yazmışımdır).

Peki kara delikler çok ağır olduğu için klasik fizik mi kullanılmalıydı yoksa çok küçük olduklarından dolayı kuantum mekaniği mi? Hem çok küçük hem çok ağır olduklarından dolayı bu iki fiziği aynı anda kullanmalısınız. Ama nasıl olacaktı?

Her şeyin teorisini açıklama yolunda iki yazı yazmış bulunmaktayız. Genel Görelilik ve kuantum fiziğinin birbiri ile çeliştiğini gördük. Evrenin gizemini çözmek için bu fizikleri birleştirmemiz gerektiğini artık biliyoruz. Evrenin en gizemli maddesi kara delikler bu iki fiziği birleştirme konusunda bir fikir sundu. En azından iki fiziğin doğru olduğunu biliyoruz ve bir yerlerde ortak bir nokta olduğuna inanıyoruz.

Diğer yazımızda sicim teorisinin fiziğe ve evrene nasıl yeni bir boyut kazandırdığını anlatacağız. O zamana kadar hoşça kalın.

Bir önceki yazı için buraya tıklayın.

Emeğimize destek için yazımıza yorum yapabilir ve yazımızı paylaşabilirsiniz.

Etiketler

Dilan Akbulut

SİTEDE HER ŞEY PAYLAŞILIR ÇÜNKÜ ÇOK ENTELLEKTÜELİZ