KARA DELİĞİN SAÇI YOKTUR

Bir önceki yazımızda kara deliklere giriş yapmıştık. Buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Kara delikler ile yapılan çalışmalar, 2. Dünya Savaşının araya girmesi yüzünden tüm bilim insanları nükleer fiziğe yöneldiğinden dolayı unutuldu.

Manhattan Projesi

Ta ki atarcaları keşfedene kadar. İyi de atarca ne demek? Hemen açıklayayım.

Atarcalar evrendeki en parlak ve şu ana kadar gözlemlediğimiz en uzak maddelerdir. Atarca ismi ‘yıldızımsı radyo kaynakları’ teriminden gelir ve kara deliklerin etrafında dönen madde diskleri olduğu varsayılıyor.

Atarca

3C273 adlı ilk atarca 1963 yılında keşfedildi. Daha sonra pek çok sayıda atarca keşfedildi. Çok uzakta olan bir nesnenin bize görünen parlaklığının azalmasını bekleriz. Ama atarcalar olağanüstü uzakta olmasına rağmen çok parlaktı. Durgun kütleye yani değişmez bir kütleye sahip oldukları için enerjileri nükleer süreçlerle anlatılamazdı. Geriye kalan tek seçenek kütleçekimsel çöküş ile elde edilen kütleçekim enerjisiydi!

Böylelikle yıldızların kütleçekimsel çöküşleri yeniden keşfedildi. Burada bir sorum var. Eğer atarcalar yıldız değilse o zaman nasıl olur da yıldızların kütleçekimsel çöküşleri yeniden keşfediliyor?

Düzgün dağılmış bir küresel yıldızın sonsuz yoğunluktaki bir tekilliğe büzüleceği bilim insanlarınca bilinmekteydi. Tekilliğin ne olduğuna bakmak istiyorsanız buraya tıklayın. Eınsteın’ın denklemleri bu sonsuz yoğunluktaki noktada işe yaramadığından bu noktada geleceği öngeremeyiz.

Diğer yazımızda tekilliklerde zamanın da son bulduğunu anlatmıştık ve Eınsteın’ın genel görelilik kuramı zamanı da kapsar. Gelecek dediğimiz olay bir zamandır. Ve eğer ki zaman yoksa geleceği öngeremezsiniz.

Stephen Hawking’in bir sözü ile devam etmek istiyorum:

Eğer tekillikler çıplak olsalardı, diğer bir deyişle dışarıdan korunmuş olmasalardı, öngörülerimizin kaybolmasından etkilenmezdik.

Stephen Hawking

Çıplak bir tekillik, yıldızın çöktüğü ancak olay ufkunun onun etrafını sarmadığı, dolayısıyla tekilliğin görünür olduğu kuramsal bir senaryodur. Olay ufkunun ne demek olduğunu açıklayalım.

Kara delikler etrafında ki her şeyi içine çekerken muazzam bir sürtünme kuvveti açığa çıkar. Bu sürtünme kuvvetinden dolayı da bir ışık açığa çıkar. Zaten kara deliğin fotoğrafını bu sayede çekebildik. Yani olay ufku, tekilliğin etrafında oluşan ve muazzam bir çekim gücüne sahip bir yer. Aşağıdaki görselde turuncu renkteki yer olay ufkudur.

Olay Ufku

John Wheleer; içine çökmüş yıldızlar için ‘donmuş yıldız’ tabirini, 1967’de ‘kara delik’ olarak değiştirdi.

Evet buraya kadar anlattıklarımız kara deliğin en güzel, kafa karıştırmayan kısmıydı. Şimdi ki kısımda birazcık daha bizi zorlayacak kısımlara gireceğiz ama yine de elimden geldiği kadarıyla anlaşılır olacağım.

Dışarıdan bakıldığında kara deliğin içinde ne olduğunu bilemezsiniz. Kara deliğin içine , neden böyle bir şey yaparsınız bilmem ama ; elmaslarınızı, paralarınızı hatta düşmanlarınızı atsanız hatırlayacağı tek şey: toplam kütlesi,dönme durumu ve elektrik yükü olacaktır. John Wheleer bu ilkeyi ‘kara deliğin saçı yoktur’ ifadesi ile anlatmıştır.

Kara deliğin olay ufku denilen bir sınırı olduğundan bahsettik. Ve bu sınırdan kütleçekimin etkisi ile ışık dahi kaçamaz. Işıktan hızlı giden hiçbir şey olmadığı için kimse karadeliğin içine düşmekten kendini alıkoyamaz.

Hayalimizde bir şelale canlandıralım. Herhangi bir şelalede kanonuz ile seyahat ediyorsunuz . Sonra birden bir akıntı çıkıyor ve sizi hızla şelalenin kenarına sürüklüyor. Eğer hızla kürek çekerseniz kaçma şansınız var ama şelanenin kenarındaysanız artık kaçamazsınız. Bir noktadan sonra geriye dönüş yoktur. Üstelik kanonun da parçalanma ihtimali vardır.

Kara deliklere olan şey de aynıdır. Eğer kara deliğe önce ayaklarınızla girerseniz, kütleçekim ayaklarınızı daha fazla çeker çünkü ayağınız kara deliğe daha yakındır. Böylelikle uzunlamasına çekilir, enlemesine sıkıştırılırsınız.

Kara deliğin içine düşerseniz ne olur

Eğer güneşimizin birkaç katı büyüklüğünde bir kara deliğe yolunuz düşerse olay ufkuna erişmeden, spagetti makarna gibi uzanarak parçalanırsınız.

Eğer ki milyonlarca kat büyüklüğünde bir kara delik söz konusuysa olay ufkuna sağ salim olarak ulaşırsınız. Yani eğer ki bilim insanı olmak gibi bir hayaliniz varsa kara deliklerin içini araştırmak için büyük bir kara delik seçin.

Her galaksinin merkezinde kara delikler vardır. Samanyolu galaksimizde güneşin 4 milyon katı büyüklüğünde bir kara delik bulunmaktadır. Son yapılan araştırmalara göre Samanyolu galaksisinde birden fazla kara delik olduğu kanıtlandı.

Özetle, bu yazımızda kara deliklerin çekim gücünün ne kadar fazla olduğunu, büyük miktarlarda bilginin kaybolduğunu ve tekilliklerde gelecek kavramının son bulduğunu öğrenmeye çalıştık. Evet kara deliği öğrenme serüvenimize,üçüncü yazımızda daha da derinsel mevzulara inerek devam edeceğiz. O zamana kadar hoşça kalın.

Bir önceki yazımıza ulaşmak için buraya tıklayın.

Bir sonraki yazımıza ulaşmak için buraya tıklayın.

Emeğimize destek olmak için yorum yapabilir ve yazımızı paylaşabilirsiniz.

Dilan Akbulut

SİTEDE HER ŞEY PAYLAŞILIR ÇÜNKÜ ÇOK ENTELLEKTÜELİZ