TEK PARTİLİ DÖNEM TARİHE KARIŞIYOR

Demirkırat-1 ‘e tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Demirkırat dosyasının ikinci yazısını birazdan okuyacaksınız. Ama bunun da öncesinde biraz sohbet edelim. Tarihte kaderin bir rolü var mıdır sizce? Biraz perspektifimizi açtığımızda görüyoruz ki CHP’nin iktidarlığını sürdürdüğü zamanlar hala 1.Dünya Savaşının etkileri, yoksulluğu var; netice itibari ile insanlar varını yoğunu koyunca ortada bir şey kalmamıştı.Ve ardından her ne kadar savaşa girmemiş olsak dahi 2.Dünya Savaşının etkileri bize ekonomik açıdan yansıdı ve bu olay yaralı halkı tekrar yaraladı. Ve günah keçisi olarak da iktidarı yani CHP’yi yani İsmet İnönü’yü seçtiler ki burada bir problem yok çünkü halktan sorumlu merkez devlettir. Halkın gözünde İsmet İnönü felaketin habercisi gibiydi bu yüzden DP’yi kendileri için bir çıkış yolu olarak görüyorlardı. Burada da bir problem yok. Peki bu durum tam tersi olsaydı ne olurdu? Yani CHP’nin iktidarlığını yönettiği zamanda DP olsaydı o zaman da halk Adnan Menderes’i suçlamaz mıydı? Belki evet belki hayır. Zaten önemli olan cevap değil burada bahsetmek istediğim bazen şans bazen kader olayların gidişatını beklenmedik bir şekilde değiştirebilir ve bize çok farklı olasılıklar sunar. Tarih dediğimiz olay da onlarca olasılık arasından yaşanmış tek bir olasılığı anlatmaktır. Bu sebebe istinaden olaylara bakış açım şu şekilde değişti: “Bu neden böyle yaptı ki” değil “Bunu önleyecek ne yapılabilirdi?” . Evet biliyorum biraz uzun oldu ama amacım sadece bilgi veren bir içerik üreticisi konumunda olmak değil; bakış açılarımızı genişletebilecek bir perspektif de sunmak istiyorum ve bu özelliği siz de bana kazandıracaksınız. O zaman Demirkırat Dosyası-2 ‘ye başlayalım.

Adnan menderesi, DP partisini anlatmak için bir kare.
Adnan Menderes

Demokrasinin saati 7 Ocak 1946 pazartesi günü çalışmaya başladı, sabaha tek parti ile giren Türkiye halkı akşama çok partili ile çıkmıştı.Halk demokrasiye susamış bir şekilde Sümer sokaktaki DP merkezine akın ediyordu.

DP’nin amaçlarından bazıları ekonomide libarelleşme ve siyasette demokratik ortamın yaratılması. DP milletvekilleri ülkenin refah seviyesini arttırmak için çalışıyorlardı ama en çok kendi partileri refaha muhtaçtı keza Sümer sokaktaki DP merkezi çok sadeydi, dar bir alana sahipti. Tahmin edilenden daha çok kişi yani yüzbinler DP’ye akın edince partinin kendine güveni yerine geldi ve aldığı desteklerle idare ettiler.

Şimdi CHP’ye bakalım. 8 yıl sonra İsmet İnönü Olağan üstü kurultayı topladı ve burada iki önemli haber verdi. İlk haber bundan sekiz yıl önce kendisine atfettiği ‘değişmez genel başkan’ unvanının seçimle artık değişebileceğiydi. İkincisi ise ilk çoklu partili seçimlerinin yapılacağı haberiydi ama bu seçim olması gerektiğinden daha erken bir tarihte yapılacaktı. Bu haber daha yeni emeklemeye başlamış DP partisi için intihar demekti ki zaten İnönü’nün amacı da buydu.

İnönü’nün yeni parti isteği

Celal Bayar her ne kadar bu emrivaki seçimi kendi kitlesi aracılığıyla protesto ettiyse de bu sert muhalif tutumu Çankaya Köşk’ünde hoş karşılanmadı. Acaba yine başarısız çoklu parti girişimi mi olacaktı? Bu tehlikeyi anlayan Celal Bayar muhalefetin dozunu kaçıran partideki kişileri uyardı ve seçimlere katılacağını duyurdu.

Coşkulu miting havaları içerisinde her parti kendi seçim vaatlerini halka anlatıyordu. DP seçim kampanyalarına 23 yıllık hüküm süren CHP iktidarından bıkmış yüzbinler katılıyordu.

21 Temmuz 1946 genel seçimlerinde halk büyük coşku ile sandıklara gitti çünkü ilk defa CHP’den başka seçenekleri de vardı. Eski seçimlerde yapılan bir usüle göre açık oy, gizli sayım yapılırdı. Sandık başına giden halka şu soru yöneltilirdi :” Teyyare hırsızı Bayar’a mı yoksa Milli Mücadele kahramanı İsmet İnönü’ye mi oy vereceksin?”. Beklenen cevabın aksini büyük bir cesaretle cevap verenleri ise jandarmalar götürüyordu.

Çok da demokratik olmayan bu ortamda halk oyunu verdi ve geriye kalan tek şey sandıkların sayılmasıydı. Seçim sonuçları açıklandığında ilk vakitler DP merkezinde olumlu bir hava vardı lakin bu ilerleyen saatlerde yerini hayal kırıklığına bıraktı. Birden seçimin kaderi dönmüştü ve CHP kazanıyordu.

Sonradan öğrenilenlere göre birçok sandık kaçırılmıştı ve gizli sayım yaparken de hileli sayımlar yapılmıştı.

Tüm bu yaşanan tatsızlıklara rağmen ilk kez sandığa iki seçeneği olarak katılan halk bu durumdan muzdarip olmuşa benzemiyordu. Artık mecliste de CHP milletvekilleri dışında DP milletvekilleri de vardı. DP’nin genel başkanı Celal Bayar’ın istediği bazı şeyler vardı bunlardan biri cumhurbaşkanın partiden ayrılması gerektiğiydi.

Bu duruma karşılık İsmet İnönü uzlaşıya yanaşarak her iki partinin liderlerini bir araya getirerek diyalog kurmaya çalıştı. Bu arada CHP’nin genel başkanı Recep Peker’di ve yaptığı sert muhalif neticesiyle oy çokluğuyla partiden ihraç edilme kararı verildi.

Aynı şekilde Celal Bayar’da partinin içinde muhalefeti aşırıya kaçanları ihraç etti; ihraç edilenler Mareşel Fevzi Çakmak liderliğinde yeni bir parti açtı.

DP’nin iktidarda kalacağı 10 yıllık sürece yani 1950’li yıllara her iki parti de içindeki parazitleri yok ederek adım adım yaklaşıyordu. Bazen bahar bazen kış havasında yolculuğumuz Demirkırat Dosyası-3 de devam edecek. Okuduğunuz için teşekkürler ve şimdilik hoşça kalın.

Bir önce ki yazıyı okumak için buraya tıklayın.

Bir sonra ki yazıyı okumak için buraya tıklayın.

Emeğimize destek için yazımıza yorum yapabilir ve yazımızı paylaşabilirsiniz.

Kaynakça: Mehmet Ali Birand belgeselleri ve arşivleri

Dilan Akbulut

SİTEDE HER ŞEY PAYLAŞILIR ÇÜNKÜ ÇOK ENTELLEKTÜELİZ

4 YORUM

  1. Avatar
    Selin Karaca

    Dilan , böyle sıkıcı bir konuyu bu kadar iyi anlatman benim çok hoşuma gitti. Malesef ki anlamadığım bir nokta var. Burada Demokrat Parti’den bahsediyorsun , neden Demirkırat diye adlandırıyorsun?

  2. Avatar

    huuhyanlız başta dediğiniz şeyde o kadar haklısın ki

  3. Avatar

    Faydalı yazı 👍