ÇOK MU TAKINTILISINIZ?(OKB)

Merhaba, nasılsınız? Bu kategoride ‘‘nasılsısınız?’’ sorusunu sormaya ara vermiyoruz. Nedenini bir önceki yazı olan ”DEPRESYONDAYIM!”İSYANI yazımdan öğrenebilirsiniz.

Neyse bir önceki yazıyı okumuş olmanızı veya okumanızı umut ederek yazımıza devam ediyoruz. Obsesif kompulsif bozukluk(OKB), pek çok kişinin takıntı hastalığı olarak bildiği bu durumu sizce nedir?

‘Tekrar tekrar yapılan davranışlarda bulunma durumudur.’ benzeri bir cevap verdiyseniz eksik bir cevap vermiş olursunuz. Burada sözü geçen ‘tekrar tekrar yapılan davranışlar’ rahatlamak amacıyla yapılan ritüel veya kompulsiyon adı verilen tepki ve etkiye aldırmadan bir davranışı yineleme halidir.

Peki, neden rahatlamaya ihtiyaç duyuluyor? Rahatsız eden ne? İnsanın obsesyon adı verilen sürekli tekrar eden düşüncelere sahip olması durumudur ve insanı rahatsız eden ‘tekrar tekrar yapılan davranışlar’a sebep olanda bu durumdur.

Obsesif kompulsif bozukluğa(OKB) sahip insanlara gelirsek, kontrol edemedikleri düşüncelerin, korkuları veya imgeleri saplantı , takıntı halinde yaşarlar. Bu durum kendileri için son derecede rahatsız edici olduğu gibi kişinin çevresindeki insanları da rahatsız eder.

Obsesyonun ürettiği kaygı, gerginlik, kendini tekrarlayan davranışları, ritüeller veya kompulsiyonların zorunlu hale gelmesine neden olur.

Obsesif kompulsif bozukluğa(OKB) sahip insanlar tüm bu zorunlulukları, takıntılı düşünceleri önlemeye veya ortadan kaldırmaya tabii ki çalışacaktır ama fayda etmediği gibi tüm bunların rutin haline gelmesine neden olur.

Obsesif kompulsif bozukluğa (OKB)sahip insanlar stresini hafifletmek için zorlayıcı eylemlerde bulunmaya başladıkça kendini zorlar. Takıntılı düşünceler veya dürtülerden kurtulmaya çalışsalar da bu durum bazen daha kötü sonuçlara neden olabilir. O yüzden kendi başına çözmeye çalışınmamalı bu durumlarda bir psikiyatristen yardım almalıdır.



Obsesif kompulsif bozukluğun (OKB) nedeni bazı psikolojik problem gibi tam olarak anlaşılmamasına rağmen, biyolojik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir.

Biyolojik faktörlerine gelirsek, vücudun normal işleyişinde devam edebilmesi için beyindeki milyarlarca nöronun (sinir hücresinin) birbirleriyle iletişim kurması gereklidir ve nöronlar elektriksel sinyallerle haberleşir.
Nörotransmiterler adı verilen özel kimyasallar, bu elektriksel mesajların nörondan nöronlara taşınmasına yardımcı olur.

Obsesif kompulsif bozukluk durumunda, beynin belirli bölümlerinde aşırı aktivite bulunmaktadır. Hasta obsesif kompulsif bozukluk (OKB) semptomlarını yaşadığında ise beyin daha da aktif hale gelir.

Obsesif kompulsif bozukluğu (OKB) olan bazı kişiler ise çevresel stres faktörlerinden etkilenmektedir. Kişinin yaşadığı bazı çevresel faktörler ve ciddi hayat değişiklikleri semptomların kötüleşmesine neden olabilir. Bu faktörler şunları içerir:
• Taciz
• Yaşam durumundaki değişiklikler
• Hastalık
• Sevilen birinin kaybı
• İş veya okulla ilgili değişiklikler veya sorunlar
• İlişki kaygıları


Obsesif kompulsif bozukluk, sadece saplantıdan ibaret değildir, kişinin kendini zorlamasını içerir. Ancak sadece obsesyon semptomları olması da mümkündür.

Obsesif kompulsif bozukluğa sahip insanların takıntılarının ve zorlamalarının aşırı olduğu kolaylıkla fark edebilir.

Obsesif kompulsif bozukluğa sahip insanlar takıntılı düşünceleri olduğunda endişelerini kontrol etmeye yardımcı olacak kurallar veya ritüeller oluşturabilirler. Fakat kontrol etme çabaları genellikle düzeltmeyi amaçladıkları sorunla gerçekçi bir şekilde ilişkili değildir , alakasızdır.


Obsesif kompulsif bozukluk kendini tekrarlayan bir psikolojik problem türüdür. Obsesif kompulsif bozukluk istenmeyen düşünceler, sürekli müdahil olma, sıkıntı veya endişe veren dürtülerdir. Bu hastalığa sahip kişiler kendilerini zorlayarak tüm düşüncelerini görmezden gelmeye veya onlardan kurtulmaya çalışabilir. Fakat hasta bu tip saplantılardan kurtulmaya çalışırken daha da dibe çekilebilir.

Obsesif kompulsif bozukluk genellikle gençlik veya erken yetişkinlik yıllarında başlar. Semptomlar yavaş yavaş başlayarak tüm yaşam boyunca değişim gösterebilir.


Obsesif kompulsif bozukluğa sahip kişiler çok fazla stres altında kalmamalıdır çünkü obsesif kompulsif bozukluk belirtileri kişi çok fazla stres altında kaldığında daha da kötüleşir. Genellikle yaşam boyu süren bir hastalık olarak kabul edilen obsesif kompulsif bozukluk hafif ila orta şiddette semptomlara sahip olabilir.

Kompulsiyon örnekleri;
• Kirlenme korkusu
• Düzenli ve simetrik olma
• Kendisini veya sevdiklerinin zarar görmesine ait düşüncelere kapılma
• Başkalarının dokunduğu nesnelere dokunamamak
• Nesneler düzenli olmadığında strese girme
• El sıkışmaktan rahatsızlık duyma
• Sürekli el yıkama
• Aşırı temizlik takıntısı
• Mikroplardan korkma
• Sürekli duş alma isteği
• Sürekli bir şeyleri kontrol etme ihtiyacı duyma
• Bir şeyleri sayma
• Kilitlendiklerinden emin olmak için kapıları tekrar tekrar kontrol etme
• Kapalı olduğundan emin olmak için ocağı tekrar tekrar kontrol etme
• Belirli kalıplarda sayma
• Bir duayı, kelimeyi veya ifadeyi içten içe tekrarlamak

Bu yazıyı okuduktan sonra halen obsesif kompulsif bozukluğa sahip olduğunuzu düşünüyorsanız, öncelikle kendinize uygun bir psikolog bulup danışmak olacaktır, tabii ki yazıyı okumayı bitirdikten sonra.

Tedavi görülmediğinde sosyal izolasyon ve kızgınlık, kaygı ve depresyon gibi daha ciddi psikolojik sıkıntılara yol açabilir. O yüzden tedavi görülmesi çok önemli bir psikolojik problemdir. Tedaviyi göz ardı etmemek gerekir.


Obsesif kompulsif bozukluk hastalarında sıklıkla görülen abartılı veya takıntılı düşünceleri azaltmaya odaklı bir tedavi yöntemi uygulanır. Terapinin amacı, obsesif kompulsif bozukluğu olan kişilere, zorlayıcı davranışlarda bulunmadan kaygı yaratan inançlarıyla yüzleşmeleri konusunda yardımcı olmaktır. Kısacası obsesyon veya obsesyonlar ile yüzleşip onları yenmeye çalışmayıp onlarla birlikte yaşamanın öğretilmesi amaçlanır.


Obsesif kompulsif bozukluğa sahip hastalarda son çare olarak beyindeki serotonin seviyelerini artırmaya yönelik ilaçlar kullanılabilir.


Ama bu evreye gelmeden önce obsesyonlara içimizde bir yer vererek onlarla zıtlaşmak yerine barışıkça yaşayamayı öğrenmeye çalışmalıyız. Sonuçta onlarla barışık yaşayamazsak hayatımızın ipleri onların eline geçer bizse cansız bir kukladan başka bir şey olamayız.


Yani; insanları, çiçekleri, kedileri, köpekleri, inekleri, ağaçları, evinizi, ailenizi, arkadaşlarınızı, işinizi, kısacası çevrenizdeki herşeyi nasıl seviyorsanız ve onlarla nasıl barış içinde yaşıyor iseniz obsesyonlarınız ile de bu şekilde barış içinde yaşamayı öğrenmelisiniz.

Konuya Cahit Zarifoğlu’nun bir sözü ile nokta koymak istiyorum.‘’Çünkü insan bastırdığı duygunun esiri olur.’’

Hoşçakalın, tekrar görüşene kadar kendinize dikkat edin.

Etiketler

Yağmur Geçer

2 YORUM

  1. BİPOLAR BOZUKLUK – ALFARABYUS

    […] bozukluğun diğer yazımdaki Obsesif Kompulsif Bozukluk gibi kesin nedeni bilinmemektedir. Bu konuda bazı teoriler […]

  2. Avatar
    seril topluluk

    çok güzel yazmışsın, eline emeğine sağlık