GÜNEŞİN PARLAKLIĞINI KUCAKLAYAN ; MERKÜR

Her şey 2004 yılının ağustos ayında uzaya doğru yolculuğa çıkan Messenger uzay aracıyla başladı. Bir gezegenden diğerine geçerek gideceği konuma ulaşmaya çalışan uzay aracı yolculuk boyunca inanılmaz ölçüde yakıt harcadı. Messenger , üç kez gezegeni geçmeye zorlandı. Yedi yılın sonunda kusursuz navigasyon sayesinde yörüngeye oturmayı başarmasıyla Merkür’e dair sırlar ortaya çıkmaya başladı.

Messenger uzay aracının görüntüsü
Görevi yüzeyi keşfetmekti. Güneş sistemindeki en çok kraterli gezegeni inanılmaz bir detayla keşfederek sırlarını ortaya dökmeye başladı. Bu küçük, eziyet görmüş gezegende ne gibi ilginç bir detay olabilirdi ki? Kimsenin aklına gelmeyecek bir detay vardı: Uçucu elementler.
Isı görünce hemen buharlaşan elementlere , uçucu elementler denir. Bu tür elemenler güneş sisteminin sadece uzak yerlerinde bulunurlar. Oysa Güneş’in en yakınındaki gezegende , sülfür ve potasyum elementleri vardı. Hiç kimsenin aklının ucundan geçmeyen, orada olmasının imkanı olmayan uçucu elementler.
Messenger’ın ilginç keşifleri burada son bulmuyor. Resimlerini çekmekten fazlasını yapan uzay aracının gönderdiği radyo sinyalleri sayesinde yer çekim alanının haritasını çıkarma fırsatı bulundu. Bu harita peşinden ilginç bir keşfi de getirdi. Merkür’ün çekirdeği merkezde değildi, merkezinden yüzeyine kadar %85 oranında açılmış bir çekirdeği vardı. Nerdeyse tamamen açığa çıkmış bir çekirdek.Merkür gezegenin görüntüsü
Bu gibi keşifler gezegenlerin oluşumu hakkındaki teorileri yeniden düşünmeye zorluyor.
Doğumundan 1,5 milyon yıl sonra , doğumun ısısıyla haşlanıyordu. Yavaşça soğudu ve yüzeyinde oluşmaya başlayan kabuk zamanla uçucu elementlerle zenginleşti. Bu durum sadece Merkür şimdiki konumundan daha uzak bir yerde olsa mümkün olabilirdi. Bu yüzden paleontologlar, 170 milyon kilometre uzakta, Mars’ın yörüngesine yakın oluştuğunu düşünüyorlar.
Merkür’ün doğduğu yörünge tehlikeli bir yörüngeydi. Orada oluşan tek gezegen değildi. Merkür gibi yeni doğan pek çok gezegen vardı ve kendilerine bir ev,yörünge, arıyorlardı. Mars başta olmak üzere pek çok gezegen o yörüngede kalmak için savaş veriyorlardı.
İşte o savaş esnasında Merkür başka bir gezegen ile çarpıştı. Merkür’ün çarptığı gezegen , ondan daha yaşlı olduğu için ona bir şey olmadı. Maalesef ki yeni doğan , oluşumunun başında olan Merkür büyük bir hasar aldı. Kabuğunun dış kısmı özelliklede çarpışmanın olduğu bölgenin parçaları uzay boşluğuna dağıldı. Uzay boşluğuna dağılan bu gezegen parçaları zamanla başka bir gezegeni,Venüs’ü, oluşturdu.
Bu çarpışma sonucunda ; Messenger’ın sayesinde öğrenilen neredeyse yüzeye çıkmış olan çekirdek oluşmuştu. Eğer bu teori doğru ise , o zaman Merkür, bir gezegen çekirdeğinden fazlası olan Merkür, Güneş’e doğru ilerlemeye devam etti. Uzun bir yolculuk sonucunda bugünkü kendine has eliptik yörüngesine oturdu.
Bu teori kulağa ne kadar kusursuz gelse de her teoride olduğu gibi bunda da hatalar ve kusurlar tabii ki var. Gezegenin parçaları kopacak kadar büyük bir çarpışma olması durumda gezegenin alev alması kaçınılmazdır. Bunun sonucunda Messenger’ın küçük sondaj çalışması sonucunda bulduğu uçucu elementlerinde buharlaşma olasılığı çok yüksektir.
Bu durumun gerçekleşmesi özel bir tarz çarpışma düşünmemiz gerekir, minik çarpışmalar. Bu çarpışmalarda da şöyle bir sorun vardır ki kopması umulan parçaların kopmaması olasılığı çok yüksektir.Merkür'ün yüzeyindeki kraterler
Belki bu teoriyi zamanla geliştirilip hatalarını yok edebilir, azalta bilirdiler veya daha iyi bir teori üretebilirdiler. Ama buna Messenger’ın yakıtı izin vermedi. Dört yıllık zorlu süreç sonucunda 30 Nisan 2015 tarihinde gezegene çakılan Messenger sayesinde, Merkür’e yeni bir krater daha eklendi.
Merkür’ün keskin netlikteki doğallığının, gezegen biliminin hala çözülemeyen bir gizemi olduğunu söyleyebilirim.
Merkür ile konuya giriş yaptık ve ikinci yazımızda,Venüs, ile devam edeceğiz. Dört milyon yıl öncesine gömülmüş sırları gün yüzüne çıkarmaya çalışan paleontologların teorilerini sizinle paylaşmaya devam edeceğim. O zamana kadar hoşçakalın.

Yağmur Geçer