ADNAN MENDERES VE İDAM

Demirkırat-1Demirkırat-2Demirkırat-3Demirkırat-4 ,Demirkırat-5  , Demirkırat-6 ve Demirkırat-7 yazılarımıza tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Merhaba. Nasılsınız? Eğer ki bu yazımıza kadar okumuşsanız Cumhuriyetin tarihi konusunda az çok bir fikir elde etmişsinizdir. Bu yazımız ile Demirkırat dosyasını kapatacağız. Demokrat Parti, Türkiye tarihinde pek çok ilklere imza atmış bir partidir. Bu ilkler arasında görece en kötüsü bir başbakanın idamıdır. Buraya kadar yazdığımız yazılarda sorulabilecek en önemli soruya geldik: ” Yapılan birçok hata oldu ama bu bir başbakanın idam ettirilmesini haklı çıkartır mı? ” O zaman hazırsanız son yazımızla bu ve bunun gibi sorulara yanıt bulmaya çalışalım.

Cemal Gürsel, darbeden kısa bir süre sonra DP milletvekillerinin yargılanmayacağını ve 3 ay ay içinde seçimlere gidileceğini söylemişti.

Demokratik davranmayan bir iktidara karşı yapılan ihtilal hareketinde yargılanacak birileri olmazsa, yargılanacaklar ihtilalciler olur. DP milletvekillerini yargılamamak onları masum göstereceğinden dolayı seçim rafa kaldırıldı ve DP milletvekilleri tekrar tutuklanarak Yassıada’ ya götürüldüler. Önce Adnan Menderes, sonra Celal Bayar ve diğerleri..

Adnan Menderes’in Yassıada’ya getirilişi

Yassıada’ da çoğu milletvekili odalara ikişerli, üçerli ; Celal Bayar ve Adnan Menderes ise tekli odalara yerleştirildi. Kendilerini gözetleyen erler dışında birileri ile görüşmeleri yasaklanmıştı.

Millli birlik komitesi ile getirilen birtakım yasalar yapılan ihtilali meşru gösteriyordu. Birkaç ay sonra emekli olmayı bekleyen Cemal Gürsel, oyunun kurallarının değişmesi ile kendini Celal Bayar’ın cumhurbaşkanı koltuğuna atadı.

Milli Birlik Komitesi

Milli birlik komitesinin oluşturduğu yasalardan biri olan Yüksek Adalet Divanı’nın kurulması Yassıada’daki tutukları yakından ilgilendiriyordu. Divan, eski hükümeti yargılayacaktı .

Mahkeme

Adnan Menderes ve Celal Bayar uzun uzun sorguya alınıyor, dosyaları şiştikçe şişiyordu. Adada tutuklulara gösterilen muamele, DP hükümetinin desteklemeyenler içinde hiç hoş değildi.

Bu hoş olmayan duruma en büyük örnek ise 14 Eylül 1960 günü yaşandı. Yassıada’da tutuklulara karşı iyi davranılmadığı hakkında söylentiler çıkmıştı. Bu yüzden askeri yönetim, sinemada gösterilmek üzere bir film çekmeye karar verdi. Filmin adı ‘ Düşükler Yassıada’da ‘

Askeri mecliste çıkan karara göre demokrat partinin kapatılması öngörüldü. 15 yıldır siyasi hayatta olan bir parti, 10 yıldır iktidarda olan bir parti on, on beş dakika içerisinde tarihe gömülmüştü. Öyle ki gazeteler bile bu haberi, haberden saymadı.

Demokrat parti milletvekillerinin yargılanma süreci 5 aylık sorgulanmalardan sonra 1960 yılı bir ekim ayında başladı. Bir siyasi parti, bir eski hükümet yaklaşık 600 milletvekili 19 ayrı dosyadan yargılanacaktı.

Celal Bayar sorgu

Mahkeme salonları tıklım tıklımdı ve herkes sanıkların gelmesini bekliyordu. Önce kapıdan Celal Bayar göründü, ardından Adnan Menderes. Mahkeme salonunda yan yana oturmuş olmalarına rağmen birbirlerine karşı tek söz dahi etmediler. Ve mahkeme başladı..

Celal Bayar’a gelen ilk dava köpek davasıydı. Böyle görkemli bir mahkemede bu kadar basit bir davanın olması herkesi şaşırttı. Celal Bayar’da biraz rahatlamıştı; eğer ilk dava böyle basit ise diğerleri de böyle basit devam eder, düşüncesine kapıldı.

Adnan Menderes ise ‘bebek davası’ ile ilk davasına başladı. Ve bu dava Adnan Menderes’in aklanabildiği tek dava oldu.

Başkente göz atacak olursak eğer, askeri bölünmeler söz konusu olmaya başlamıştı. Bir grup ihtilalci Cemal Madanoğlu önderliğinde, seçimlere gidilip askerin kışlaya çekilmesi gerektiğini savunuyordu. Diğer bir grup ise Alparslan Türkeş önderliğinde, mecliste kalınması gerektiğini söylüyordu.

İhtilalcilerin birbiriyle çatışması hem zaman kaybıydı hem de halkın gözünde ihtilalin değerini yaralıyordu. Alınan kararla, Alparslan Türkeş istifa etti ve mecliste kalınması gerektiğini söyleyen grup susturulmuş oldu.

Hep ertelenen ve bir türlü tamamlanamayan anayasa sonunda hazırlandı ve Türkiye tarihindeki en özgürlükçü anayasa olan 1961 anayasası referanduma konuldu. İlerleyen yıllarda çok özgürlükçü diye yargılanacak bu anayasa %61 evet oyu ile yürürlüğe konuldu.

Diğer yazımızda Cemal Gürsel’in, Adnan Menderes’e verdiği bir mektuptan bahsetmiştik. O mektup Adnan Menderes için bir kurtuluş olabilirdi çünkü ihtilalin yöneticisi ona cumhurbaşkanlığı teklif etmişti. Ama Adnan Menderes mektubun mahkemeye taşınmasına izin vermedi..

Birkaç ay sonra herkes kararların ‘ idam ‘ olacağını tahmin ediyordu. Kaç kişinin idam ettirileceği daha belli değildi ama İmralı’da mezarlar kazınmaya başlamıştı bile.

Adnan Menderes, Cemal Gürsel’in idama karşı olduğunu biliyordu. İdam kararlarını onaylan milli komiteydi ve komitenin başında Cemal Gürsel vardı. Ama sadece formalite icabı.. İpler Cemal Gürsel’in elinden çıkmıştı.

15 Eylül 1961 yılında, darbenin üzerinden 16 ay geçtikten sonra nihayet bir karar verilecekti. Adnan Menderes ölümden korkuyordu ama ölümün kapıya geldiğini anlayınca , kendisini ölümün kollarına bıraktı.

Askerler, saat gece dört civarında Adnan Menderes’i baygın halde buldular. Kendisine verilen uyku ilaçlarını içmemiş, biriktirmiş ve o gün hepsini tümden içmişti. Son anda yapılan müdaheleler ile kurtuldu.

Mahkeme, Celal Bayar ve Adnan Menderes dahil olmak üzere 15 işinin idam cezasına çarptırılmasına karar verdi. Birçok tutuklu da ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

İdama mahkum edilen 14 kişi Yassıada’dan ayrılıp İmralı’ya doğru yol aldı. Nereye gideceklerini bilmiyorlardı ama neden gittiklerini öğrenmişlerdi.

İdam kararları Washıngton’da da duyulmaya başlandı ve başkente bir mektup gönderildi. Mektupta, idamın yapılmaması gerektiğinden söz ediliyordu lakin kimsenin Washıngton’un sözüne kulak asacak hali yoktu.

İdam kararları, son olarak 22 kişilik bir komitede onaylandıktan sonra uygulanmaya başlayacaktı. Komite de, 4 oy farkla idam kararı verildi.

Sıra kimlerin idam edileceğiydi. 15 kişi içinden 4 kişinin idamına karar verildi: Celal Bayar, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu.

Celal Bayar’ın yaşı altmış beşi aşkın olduğundan idam cezası ömür boyu hapse çevirildi.

Ve totalde 3 idam kararı verildi. Gazete manşetlerine bomba gibi düştü..

İlk olarak idam ettirilen Fatin Rüştü Zorlu oldu. Bir beyaz gömlek ve boynuna asılan hüküm özeti ile hayatı son buldu. Ardından sıra Hasan Polatkan’a geldi ve o da idam ettirildi.

1961 gazete manşeti

Adnan Menderes intihar girişiminden sonra hastaneye kaldırılmıştı. Menderes’in eşi Berrin Hanım son çare olarak İsmet Paşa’nın yanına gitti. Belki İsmet İnönü bir şeyler yapabilirdi. İsmet Paşa , Cemal Gürsel’in yanına gitti ama yapacak hiçbir şey kalmamıştı. Adnan Menderes ölümden döndüğü yolculuğa tekrar dönmek için İmralı’ya doğru yol almıştı.

Adnan Menderes beyaz gömleğini giydi ve hüküm özeti boynuna asıldı. Son kez etrafına baktı ve şu sözler ağzından döküldü:

Hiç küskün değilim. Hiçbir dargınlık duymuyorum.

Ve Demirkırat dosyasını burada bitirmiş olduk. Üzerinden 60 yıl geçmiş olmasına rağmen etkilenmemek elde değil. CHP sıralarında en arkada oturmuş olan utangaç gencin 30 yıllık siyasi hayatına baktık. Eşi Berrin hanımın tuhaf bir içgüdü ile korktuğu siyasi macera böyle bir son ile bitti.

Hoşçakalın.

Bir önceki yazımı okumak için buraya tıklayın.

Emeğimize destek için yazımıza yorum yapabilir ve yazımızı paylaşabilirsiniz.

Dilan Akbulut

SİTEDE HER ŞEY PAYLAŞILIR ÇÜNKÜ ÇOK ENTELLEKTÜELİZ

7 YORUM

  1. Avatar

    Kaç yazıdır objektifliğinden sapmayıp tarihi çok güzel nakletmişsin. Umarım hak ettiğin değeri bulursun. Cok teşekkürler Dilan.

    • Avatar
      Dilan Akbulut

      İşte ‘objektif’ kelimesini görünce insanın yazdıkça yazası geliyor. Sitemiz beklediğimizden daha iyi bir şekilde büyüyor. Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim.

  2. Avatar
    AffiliateLabz

    Great content! Super high-quality! Keep it up! 🙂

  3. Avatar

    Bu konuyla ilgili farklı yazılar okudum ama bence senin yazın daha sade ve objektif.

  4. Avatar

    bir oturuşta okudum hepsini. Ve gerçekten insanın nerden nereye diyesi geliyor. sonukeşke böyle bitmeseydi. sanki roman okumuşum gibi tek farkı hepsinin gerçek olması. bu değerli bilgileri paylaştığın için çook teşşekkür ederim:)