27 MAYIS 1960

Demirkırat-1Demirkırat-2Demirkırat-3Demirkırat-4 ,Demirkırat-5  ve Demirkırat-6 yazılarımıza tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Şartlar tamam olunca milletler için ihtilal meşru bir haktır.

İsmet İnönü

27 Mayıs 1960 darbesinden kısa bir süre önce bu sözü söyleyen İsmet İnönü olası bir ihtilale işaret etmişti. Ama DP için hiçbir şey ihtilali meşru kılamazdı. Kaldı ki DP’nin gözünde ülke sakin ve akışında ilerliyordu, mitinglere binlerce insan akın ediyordu. Her şey güzeldi.

Ama muhalif çevrenin gözünde olay hiçte iç açıcı değildi. Basın, medya, üniversitelerin özgürlükleri kısıtlanmış; demokrasi olmadık bir yöne sapmıştı. Bunun için askeri bir müdahele olmalıydı.

Kimse demokrasinin nasıl bir yara alacağını tahmin edemedi. Bir şeyler yapılmalıydı ama sonrasında nelerin olabileceği, halkın nasıl etkileneceği hiçbir zaman düşünülmedi.

İhtilalin beyin kadrosu son hazırlıklarını yaptı ama elde ciddi hiçbir veri yoktu. Ve 27 Mayıs gecesi geldi, çattı…

İlk olarak İstanbulda ki birlikler harekete geçti ve bir direnişle karşılaşılmadı. Ankara da ise işler yolunda gitmedi, silahlar ateşlendi. Bu silah sesleri Ankara’yı derin uykusundan uyandırdı, uyananlardan biri Celal Bayar’dı.

Belli başlı yerler ele geçirilmişti ama önemli olan radyodan halka duyurmak ve kontrolü tam olarak ele almaktı. Radyolardan, halkın iradesi ile seçtiği iktidarın kontrolünün; askeriye geçtiği tekrar tekrar yayımlandı

.

27 Mayıs 1960 gazete manşeti

Bu arada Başbakan Adnan Menderes her şeyden habersiz Eskişehir’de uykudaydı. Planına göre erkenden Konya’ya gidecekti.

İhtilalcilerin alacağı son yer : Çankaya Köşkü idi ve bu onları en zorlayan oldu. Olası bir şey her şeyin kaderini değiştirebilirdi. Dışarıda dört tank Çankaya Köşk’üne çevrilmişti

Celal Bayar, hızla odasına çıktı ve masasının çekmecesinden silahını çıkarıp sol cebine koydu: gerekirse kendisine sıkacaktı. İhtilalciler yukarıya çıkıp Celal Bayar’a, artık milletin onu istemediğini ve hemen teslim olması gerektiğini söylediler. O arada eli sol cebinde olan Bayar silahı çıkarıp şakağına dayadı ki sıkamadan ihtilalciler müdahele etti.

Ankara, Çankaya Köşk’ü ile tamamen ele geçirilmişti. Şimdi tek birisi kalmıştı: Eskişehir’deki Adnan Menderes. Adnan Menderes ve maliye bakanı Hasan Polatkan, ihtilalcilerden biri olan Muhsin Batur komutasında bir uçakla yakalanıp Ankara’ya doğru yol aldılar.

Adnan Menderes’in tutuklanışı

Gün ağarmaya başladığında ihtilalciler milletvekillerin evinin önüne gelmişlerdi ve tutuklanmalar başladı.

Artık tam kadro tutuklanmıştı. Bir mayıs günü seçimle gelen iktidar bir mayıs günü silahla devrilmişti. Bazı yerlerde hüzün vardı, bazı yerlerde ise mutluluk. Sokağa çıkma yasağı olmasına rağmen halk akın akın sokaklara çıkıyor ve tezahüratlar yapıyorlardı.

İhtilal amacına ulaşmış ve halkın desteğini almıştı. İlerleyen saatlerde ise kimsenin düşünmediği o soru gündeme gelmişti: Peki şimdi ne olacak?

Üniversitelerden Ankara’ya profesörler getirildi. Amaç, profesörler anayasayı hazırlayacak ve bir hükümet kurulacaktı. Ardından askerler de kışlaya çekileceklerdi.

Ama profesörlerin başkanı, askerin gitmemesi gerektiğini söyledi. Böylelikle hükümette önemli mevkileri kapmak için askerler “ihtilali ben yaptım ” demeye başladı.

Aslında ortalıkta büyük kargaşa vardı. Sürekli bir kurul toplanıyordu ve kargaşa bir kat daha artıyordu. Kurulan bu heyetin , komisyonun tek bir ortak yönü vardı: Hepsini yöneten Cemal Gürsel’di.

Bu süreç içerisinde biraz da CHP’ de neler dönüyor ona bakalım. İsmet İnönü evinin balkonuna çıktığında etraftaki muazzam kalabalığa inanamadı, adeta miting havası vardı. Ama İsmet İnönü huzursuzdu. Çünkü süngüyle iktidarı deviren askerin ne zaman gideceği belli değildi.

İnönü , ihtilal konusunda nötr davranıyordu ama bazı CHP milletvekilleri tam gaz ihtilali destekliyordu. Anlayacağınız herkeste ve her yerde bir belirsizlik, uyuşmazlık ve kargaşalık söz konusuydu.

Cemal Gürsel ertesi gün yaptığı konuşma da İsmet İnönü’nün ihtilale dahil olmadığını açıkladı. Gürsel, üç ay içinde seçimlere gidileceğinin sözünü İsmet Paşa’ya verdi.

İsmet İnönü ise, söz konusu ihtilalin amacının demokrasiyi yaşatmak olduğu için erken seçimlere bir ay içinde gidilmesi gerektiğini söyledi. Gürsel, bu kadar acele davranılmasına bir anlam veremedi. Acele edilme isteğinin sebebi, askerin hemen gitmeyeceği İnönü’nün gözünden kaçmamış olmasıydı.

Evet dile kolay yedi yazımızda demirkırat dosyasını inceledik. Son bir yazımız kaldı bu konu hakkında. Milletvekillerin sorgulamaları ve bir başbakanın idam edilişini anlatacağız. O zamana kadar hoşça kalın.

Bir önceki yazımı okumak için buraya tıklayın.

Emeğimize destek için yazımıza yorum yapabilir ve yazımızı paylaşabilirsiniz.

Kaynakça: Mehmet Ali Birand belgeselleri ve arşivleri

Etiketler

Dilan Akbulut

SİTEDE HER ŞEY PAYLAŞILIR ÇÜNKÜ ÇOK ENTELLEKTÜELİZ