SÖMÜRGECİLİK

TARİH KADER MİDİR yazımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Merhaba. Nasılsınız? Bugün ki yazımızda sömürgeciliğin nasıl başladığını anlatacağız. Ama öncelikle neden sömürgeciliği anlatıyoruz, onu bir öğrenelim.

Nogales diye bir kent hiç duydunuz mu? Nogales kenti bir çitle ikiye ayrılmış bir kent olup; kuzeyde yani Amerika’ya bağlı eyalette Arizona, güneyde yani Meksika’ya bağlı eyalette Sonora kenti bulunmaktadır. İsterseniz bu iki kentin bulunduğu ekonomik şartlara ve refah durumuna bakalım…

Kuzeyde bulunan Nogales Arizona da hane başına yıllık düşen gelir yaklaşık olarak 30.000 dolardır. Çocuklar okula gider ve çoğu yetişkin lise mezunudur. Dünya yaşam standartına göre oldukça uzun bir yaşam süresine sahiptir. Devlet tarafından; elektrik, telefon, yol, kanalizasyon sistemleri, yasa ve asayiş gibi insanın doğal hakları karşılanmaktadır. Seçimler ile verdikleri oylar neticesinde mevcut meclisi, hükümeti değiştirebilirler. Kısacası demokrasi vardır. Demokrasi onlar için çok normaldir.

Nogales Arizona
Resme tıklayıp Google mapsten inceleyebilirsiniz.

Çitin güney tarafında yani Meksika’ya bağlı Sonora kentinde ise yaşam şartları oldukça farklıdır. Sonora kentinde hane başına düşen yıllık gelir Nogales Arizona’nın yaklaşık üçte biri düzeyindedir. Çocukların çoğu okula gitmez ve yetişkinlerin çoğu diplomaya sahip değildir. Sağlık şartları ve hizmetleri yetersizdir. Buradan da anlaşılacağı üzere kuzeydeki komşuları kadar uzun yaşayamıyorlar. Yollar kötü bir haldedir. Suç oranları yüksektir haliyle iş kurmakta büyük zahmet. Demokrasi onlara uzak bir kavramdır.

SONORA

Meksika’nın diğer kesimlerine nispeten daha müreffeh bir konumda olan Nogales Sonora’nın bile bu şekilde olması durumun vahametini gösteriyor.

Ama asıl ilginç kısım birbirinden sadece bir çitle ayrılmış bu iki şehrin, aralarında iki adımlık mesafe olan bu iki şehrin yaşam şartlarının birbirinden tamamen farklı olması.

İyi de bu nasıl mümkün olabilir? Neden bu iki kent arasında bir çit olmasına rağmen refah seviyesi bakımından, aralarında uçurumlar vardır?

Coğrafi şartlar ya da iklimsel şartlar aynıdır. Hastalıkların yayılma ve görülme oranı da aynıdır. Ama sağlık koşullarının farklı olduğunu söylemiştin ? Takdir edersiniz ki sağlık koşullarının hastalıkla bir alakası yoktur. Mesela corona virüsü Çin’e nispeten daha temiz yerlere de yayılıyor. Soyları, ataları, geçmişleri farklı olabilir mi? Aslına bakarsanız geçmişleri de oldukça benzerdir.

Nogales’in bir çitle ayrılmış iki kentin arasındaki yaşam şartlarının farklı olmasının nedenini eminim çoktan tahmin etmişsinizdir.

Nogales Arizona , Amerika Birleşik Devlet’ine bağlı bir kent olup Amerika’nın tüm yaşam şartlarından faydalanabiliyor. Mesela bir iş kurmaya karar verdiniz. Mesleği icra edebilecek kadar gelişmenizi, o işe yönelik en son teknolojik aletler vererek başarılı olmanızı sağlıyor.

Nogales Sonora kenti ise Meksika’ya bağlı. Tahmin edeceğiniz üzere Sonora kenti nispeten daha şanssız.

Bu iki kentin yaşam olanaklarının neden farklı olduğunu anladık. Ama nedenler biter mi? Bitmez. Sorgulamaya devam.

Amerika’nın ekonomik şartları, refah seviyesi neden Meksika ülkesinden daha yüksek? Aslında bu soruyu Meksika ile sınırlandırmamak gerek. Neden Amerika; Arjantin’den, Latin Amerika’da bulunan ülkelerden daha zengin?

İşte bu sorunun cevabı bizi ‘sömürgeciliğe’ getiriyor.

Bu ülkeler arasındaki özellikle parasal anlamdaki farklılaşmayı anlamak için zamanda yolculuk yapalım. Zamanı yaklaşık olarak 500 yıl geriye saralım. 1516 yılına gidip Kuzey ve Latin Amerika’daki sömürgelerin nasıl kurulduğunu öğrenelim. Hazırsanız başlayalım!

Juan Diaz de Solis

1516’nın başlarında İspanyol denizci Juan Diaz de Solis , Güney Amerika’nın doğu sahillerindeki geniş bir halice demir attı. Bu yeri beğenmiş olacak ki bunu İspanya adına sahiplendi. Hatta bölgeye bir isim de verdi. Bölgede bol gümüş olduğu için nehre ‘Rio de la Plata‘ yani ‘Gümüş Nehri’ adını verdi.

Buraya kadar tamam da orada bulunan yerli halk ne olacak?

Halicin iki yanında Charrua halkı ( günümüzde ki Urugay‘ın bulunduğu bölgedeki halk) ve Querandi halkı ( modern Arjantinde ki halk) Juan Diaz de Solis ve ekibini hoş karşılamadı. Bu yerliler, küçük gruplar halinde yaşayan avcı-toplayıcılardı. Ama bulundukları yerleri İspanya adına sahiplenmeye gelen Solis’i görünce, adamı sopalarla döverek öldürdüler.

Üzerinden 18 yıl geçip takvimler 1534 yılını gösterince İspanyollar akıllanmaz bir şekilde bölgeye, ‘Pedro de Mendoza’ önderliğinde yeni bir ekip gönderdi.

Pedro De Mendoza

Aynı yıl içinde Buenos Aires bölgesinde bir şehir inşaa ettiler. Buenos Aires tanıdık gelmiş olabilir; çünkü şehir günümüz Arjanti’nin başkentidir.

Burası çok güzel bir yer olmakla beraber iklim de çok güzeldi. Gelin görün ki onların derdi güneşlenmek değil; sömürecek kaynaklar ve zorla kullanacakları iş gücünü arıyorlardı.

Ama Querandi ve Charruas halkı onlara itaat etmiyordu. Yerli halk ok ve yaylarla İspanyolların yerleşimlerine saldırıyordu. Hal böyle olunca, yiyecek temin edemeyen İspanyollar açlık çekmeye başladı. Şehirde sömürülecek altın , gümüş de yoktu.

Sopalarla öldürülen Juan Diaz de Solis’in bulduğu gümüşler And Dağları’ndaki İnka ülkesinden gelmişti.

İspanyollar, kolay sömürebilecekleri yerler aramaya yani keşif seferlerine devam ettiler. İnka ülkesi’ne gitmek için planlar yapılmaya başladı.

PARANA NEHRİ

Ve 1537 yılında Juan de Ayolas’ın önderliğinde Parana Nehri’nden yukarı doğru ilerlediler. Yolculukları sırasında yerleşik hayata geçmiş Guaranilerle karşılaştılar. Zeki adam Ayolas, Guarani halkının; Charrua ve Querandilerden daha saf olduğunu anladı. Kısa süren çatışmanın ardından Guarani halkı yenildi. Ve günümüzdeki Paraguay’ın başkenti olan ‘ Nuestra Senora de Santa Maria de la Asuncion ‘ adında bir şehir kurdu.

De Ayolas ve ekibi; Guarani halkındaki zengin, prestijli kişilerle ile evlenip aristokratik bir sınıf yarattılar. Guarani halkını zorunlu iş gücüne ve vergi sistemine bağladılar. Bu tam olarak aradıkları sömürüydü.

Dört yıl içinde Buenos Aires terk edilerek, İspanyollar Nuestra Senora de Santa Maria de la Asuncion‘ a taşındı.

JUAN DE AYOLAS

Aslına bakılırsa buraya kadar yazdıklarımız bile İspanyol ve İngiliz sömürgeciliğinin mantığını anlatıyor. Talan edecekleri zenginlikler, altınlar , gümüşler arıyorlar ama onları kendileri değil başkasının çıkarmasını istiyorlardı.

Bu yazımızda bu kadarı yeterli. İlerleyen yazılarda sorgulamaya devam edeceğiz. Koyu yazılmış kelime ve kelime gruplarına keza resimlere de tıklayarak detaylı bilgi edinebilirsiniz.

O zaman diğer yazımızda görüşene dek hoşça kalın.:)

Dilan Akbulut

SİTEDE HER ŞEY PAYLAŞILIR ÇÜNKÜ ÇOK ENTELLEKTÜELİZ

7 YORUM

  1. Avatar

    Sırf bu kadar detaylı araştırma yapmanız dahi takdire şayan doğrusu👏👏👏

    • Avatar
      Dilan Akbulut

      Öncelikle yorum yapma inceliğini gösterdiğiniz için teşekkürler. Bir konuyu en doğru şekilde nakletmek için elimizden geldiğince iyi araştırmaya yapıyoruz. Umarım beğeniyorsunuzdur.

  2. Avatar

    Yazılarını çok beğeniyorum ve çok özenli yazıyorsun.

  3. İNGİLİZ SÖMÜRGECİLİĞİ – ALFARABYUS

    […] üzere İspanyollar‘da ilk başta afallamışlardı. Keza İngilizler’in şansı da pek yaver gitmiyordu. […]

  4. Avatar

    it is awesome website!

  5. Avatar

    güzel yazı